1 Ağustos 2020 Cumartesi

Sözleşme Gerçekler Üzerinde Kurulmazsa Sonuç Farklı Olur

Niyetin hukuki sonuca bağlandığı ticari sözleşmelerde esas olan iyi niyetin varlığıdır denir. İş dünyasında sözleşme görüşmelerini hukuki haklar ve sorumlulukların tartışılması olarak düşünenler olsa da özünde sözleşme hukuki geçerliliği olan ticari bir belgedir. Projelerin başarısı; hukuk yolunu seçerek kazanması değil, hukuka başvurmadan ticari çıktılarını zamanında almak ile ölçülür. Sözleşmeler içerdiği yaptırım gücü sayesinde bir “sopa”, sorumlulukların sınırlandırılması ile bir “sigorta” olarak görülebilir Kapsamı yanlış kurulmuş ama hukuki korumaları yerinde olan ticari bir sözleşmenin kuruluşlara zarar yazdırması da olasıdır. Aşağıda BSkyB ve EDS’nin Kasım 2000 yılında imzaladıkları IT sözleşmesinin sınırlı sorumluluk maddesinin, daha sonra EDS’nin tazminat ödemesine neden olacak iyi niyet eksikliğinin yargıya yansıdığında, nasıl geçersiz kalabildiğini bulacaksınız.
 İngiltere’de BSkyB vs EDS arasında Kasım 2000’de 48 milyon GBP’lik olarak imzalanmış IT sözleşmesine göre Faz I Temmuz 2001, Faz II Mart 2002’de tamamlanacaktır.  Bir süre sonra EDS taahhüt ettiklerini yapamayıp kontrat ihlaline sebep olmuştur. 2002’de BSkyB projeyi EDS’den geri aldığında gecikme 12 ayı geçmiştir. BSkyB, EDS’i 700 milyon GBP zararının tazmini için 2004 yılında dava etmiştir. BSkyB 265 Milyon GBP’ye mal olan yeni sistemini Mart 2006 da kullanmaya başlayabilmiştir.
 EDS’in satış yöneticisi Galloway sözleşmeyi alabilmek amacı ile EDS’in yapabileceklerini farklı göstermiş, gerçekten uzak zamanlama vermiştir. Galloway’in Internet ortamında eğitimlerini farklı göstermesi, daha önce kendisinin aldığı online MBA derecesini köpeği Lulu’ya da alması, projeye yeterli ve nitelikli kaynak ayırmaması, iyi niyetten uzak çalışma biçimi, gereksinimleri karşılamak için yeterli çalışma başlatmaması, sürekli kendi yararına olan işlerle uğraşmasının delil olarak sunulması davanın sonucunu hayli çarpıcı biçimde etkilemiştir.  EDS sorumluluklarına maddi sınır getirmiş olmasına (tazminat üst sınırı 30 Milyon GBP) karşın mahkeme vakanın sunumu ve deliller  karşısında EDS’nin yapılanlardan dolayı sınırlı sorumlu olamayacağına ve sözleşme ihlali nedeni ile tazminat ödemesi gerektiğine kanaat getirmiştir. 

Hakim 468 sayfalık yazısında; EDS’in satış temsilcisinin iyi niyetten uzak tutumlarını, proje zamanlaması konusunda gerçekten uzak beyanatlarını ve ihalede en yakın rakibi PwC’nin de durumunu değerlendirince, BSkYB’nin tazminat talebini haklı bulduğunu fakat BSkyB’nin dolaylı zararı nedeni ile talep ettiği tutar ve EDS’nin maliyetlendirme zaafı, kaynak niteliği, teknoloji yetersizliği, metodoloji eksikliği nedeniyle cezalandırılması isteğini kabul etmediğini, ara karar olarak 270 milyon GBP ödenmesine karar vermişse de EDS’yi satın alan HP’nin 350 Milyon GBP lik teklifinin üzerine BSkyB davadan çekilmiştir.

Bu durumda; taraflar katma değerin ne olacağını göremedikleri için mi kuruluşlarını zarara uğratmışlardır? Böylesi bir projenin yegane sorumlusu Galloway miydir? BSkyB projeyi bitirdiğinde çok daha uzun sürmüş bir iş için neden EDS’den çok daha kısa süre istemiştir? Tarafların tüm sözleşme için harcadığı zaman israf mıdır?
 Vaka aslında kompleks sözleşmelerde rastlanılan sözleşme ihlallerine tipik örnektir. Sorumlulukların sınırlandırılmasını bir “sigorta” gibi görüp buna güvenerek, sınırlı sorumluluk çatısı altında projeye başlanması oluşan risk karşısında tedarikçiyi koruyamamıştır.
 Sözleşmelerde risk sadece bir alanda değil bir çok alanda oluşabilir ki bu bağlamdan olmak üzere her projede hukuki, mali, teknik ve operasyonel tüm risklere dikkat edilmelidir. Eğer taraflar niyetlerini daha açık bir ifade ile belirtir, oluşabilecek riskleri sözleşme öncesi paylaşırlarsa işler çok daha rahat yürüyecektir. Bu yüzden ticari sözleşmeleri yapanların; satış, proje yönetimi, hukuk, finans, üretim ve saha birimleri ile beraber ortak çalışma yapmaları gerekir, aksi durumda sonuç tüm taraflar için hüsran olabilir.
 Sözleşmenin başarı ile sonlandırılması her paydaşın beklentisini açıkça yazılı ifade ettiğinde mümkündür. Sözleşmenin Suç ve Ceza gibi sayfalarca değil kısa ve öz olarak oluşturulması, kesin olmayan çelişkili maddelere yer vermemesi gerekir. Sözleşmede taraflardan imkansızın istenmediğinden, istenenlerin makul ve zamanında yapılabilir olduğundan emin olunmalıdır.

####

21 Temmuz 2020 Salı

Sozlesme Gorusmeleri: Zaman kaybı, tasarruf kalemi yoksa kazanc kapisi mi?

Sozlesme Gorusmesi: Zaman Kaybı, Tasarruf Kalemi, Kazanc Kapisi?
Müzakerelerde en yoğun tartışmaların yaşandığı konular arasında sorumlulukların sınırlandırılması ve tarafların görevlerini yerine getirmediğinde oluşabilecek zararların telafisi gösterilebilir. Öte yandan sözleşmeler içerdiği yaptırım gücü sayesinde bir silah, sorumlulukların ve tazminatların sınırlandırılması ile yapılabilecek hatalara karşı bir sigorta poliçesidir de. İş dünyası bir savaş dünyası ise silah, risklerin belirlenmesi ve buna göre yapılacakların belirlenmesi ise sözleşme yukarıdaki satırlarda belirtildiği üzere her ikisini de adresleyen bir konumdadır. Bu durumda da işe değer katan bir araçtır. 
Biraz daha yukarıdan bakar, ticari organizasyonların varlığının nedeni para kazanmak, yatırılan paranın değerini  almak olduğu mottosundan yola çıkarsak, sözleşmelerin oluşturulması sırasındaki pazarlık görüşmelerine harcanan zamanın dolayısı ile paranın yatırılmış ya da yatırılacak paranın değerini almaya, korumaya yönelik bir çalışma olduğunu da görürüz.
Sizin sözleşmeleriniz kurum ya da kuruluşunuz için ne yapıyor, hiç düşündünüz mü? Sözleşme süreci ve sözleşmelerin kurumunuza kattığı değerleri ölçme fırsatınız oldu mu? Kamu ve özel sektör açısından risk yönetimi ve katma değerin eniyilemesi olarak bakıldığında uzun bir liste oluşturulabilirse de en üstte gelen madde kapsam ve sorumlulukların sınırlandırılmasıdır. 
Sözleşme görüşmelerini yapanların öncelik listesine bakıldığında ise kapsamın tanımı, sorumlulukların sınırlandırılması, risklerin tanımı, maliyet, fiyat değişimleri, performans ölçümü, tazminat, çıktıların tanımı ve zamanlaması, ödeme koşulları, hizmet seviyeleri ve cezaları gelir 
İş dünyasında sözleşme görüşmelerini hukuki haklar ve sorumlulukların tartışılması olarak düşünenler olsa da özünde sözleşme hukuki geçerliliği olan ticari bir belgedir. Sözleşmenin başarısı hukuk yolunu seçerek kazanması değil hukuka başvurmadan ticari çıktılarını zamanında almak, yani zamanında hasat ile ölçülür. Kapsamı yanlış kurulmuş ama hukuki korumaları yerinde olan ticari bir sözleşmenin kuruluşlara herhangi bir yararı olması beklenemez.
Ingiltere’de BSkyB vs EDS1 arasındaki eCRM projesi nedeni ile açılan dava IT dünyasındaki örnek vakalardandır. Kasım 2000 de imzalanan 48 milyon GBP’lik sözleşmeye göre ilk faz Temmuz 2001, ikinci faz ise Mart 2002 de tamamlanacaktır.  Kısa süre sonra EDS taahhüt ettiği sistemi yetiştirememiş ve kontrat ihlaline neden olmuştur. 2002 de BSkyB projeyi EDS den geri aldığında projedeki gecikme 12 ayı geçmiştir. BSkyB EDS i 700 milyon GBP zararının tazmini için 2004 yılında dava etmiştir. BSkyB 265 Milyon GBP ye mal olan sistemini ancak Mart 2006 da bitirebilmiştir.
BSkyB nin EDS’e atadığı satış elemanı Galloway’in daha önce kendisinin aldığı online MBA derecesini köpeği Lulu’ye de alarak değer yoksunluğunu jüriye göstermesi, Galloway’in proje planına uymayıp, sürekli kendi yararına olan işlerle uğraşmasının ispatlanması davanın sonucunu hayli çarpıcı biçimde etkilemiştir.
Hakim 468 sayfadan oluşan kararında BSkyB’ı haklı bulurken, EDS in satış temsilcisinin iyi niyetten uzak tutumlarını, proje zamanlaması konusunda gerçekten uzak beyanatlarını ve en yakın rakibi PwC nin de durumunu göz önünde bulundurduğunu, BSkyB nin dolaylı zararı nedeni ile talep ettiği tutarı ve EDS’nin maliyetlendirme zaafı, kaynak niteliği, teknoloji yetersizliği, metodoloji eksikliği nedeniyle cezalandırılma talebini kabul etmediğini belirtmiştir.
BSkyB-EDS sözleşmesi özünde hepimizin öyle ya da bu şekilde yaptığından farklı bir sözleşme değildir ama dava konusu olan sözleşmede iki madde vardır ki bunlar;
1.      BSkyB nin tazminat talebi ne olursa olsun 30 milyon GBP ile sınırlıdır
2.      Sözleşme başlığı altında sözleşme imza öncesi yapılan tüm pazarlıklar ve iletişim notları geçersiz olup sadece sözleşmede yazanlar sözleşmenin konusudur.
Yukarıdaki sigorta maddeleri bile EDS i tazminat ödemekten kurtaramamıştır.
EDS’in CRM yöneticisi Gallawoy sözleşmeyi alabilmek (belki de yıl sonu jestiyonunu garantileyebilmek) amacı ile EDS’in yapabileceklerini farklı göstermiş, gerçekten hayli uzak zamanlama vermiştir. Sorumluluklarına da maddi sınır getirmiş olmasına karşın mahkeme vakanın sunumu ve deliller (projeye yeterli ve nitelikli kaynak ayrılamaması, kabul edilemez gecikmelerin yaşanması, iyi niyetten uzak çalışma, gereksinimleri karşılamak için yeterli çalışma başlatmamak) karşısında EDS’nin yapılanlardan dolayı sınırlı sorumlu olamayacağına ve EDS in tazminat ödemesi gerektiğine kanaat getirmiştir.  
Peki bu durumda EDS nin tüm sözleşme için harcadığı zaman israf mıdır? Ticari ve hukuki birimler katma değerin ne olacağını görememişler ve kuruluşu zarara mı uğratmışlardır? İşlerin bu şekilde sonuçlanacağini bilse Galloway şirketini gerçekten bu duruma sokmak ister miydi?
Vaka aslında karmaşık ve büyük sözleşmelerde sıklıkla rastlanılan sözleşme ihlallerinde yaşanan durumları içermektedir.  Sorumlulukların sınırlandırılmasını bir sigorta gibi görüp buna güvenerek sınırlı sorumluluk çatısı altında sözleşme inşa edilmesi sonuçta şirketi koruyamamıştır. Ticari sözleşmeleri yapanların; satış, proje yönetimi, üretim ve teslimat birimlerinin temsilcileri ile beraber bu tip çalışmaları yapmamaları halinde sonuç hüsrandır.
Sözleşme proje taraflarının karşılayamayacağı kadar çok riske açık olarak oluşturulduğundan EDS-BSkyB Projesinin imzanın ertesinde işler iyi gitmemeye başlamış zira EDS’in talep edilen işi yapabilecek ne kaynağı ne de bu konuda deneyimi mevcut olmamasına rağmen işi almıştır.  Proje bütçesini hayli aşmış ve 12 aylık bir gecikme olmuştur. BSkyB’nin proje talepleri zamanında ve eksiksiz öngörülen niteliklerde yerine getirilememiştir. Sözleşmelerde risk sadece bir alanda değil bir çok alanda oluşabilir ki bu bağlamdan olmak üzere her projede hukuki, mali, teknik ve operasyonel tüm risklere dikkat edilmelidir. Eğer taraflar niyetlerini daha açık ve kesin bir ifade ile belirtir, oluşabilecek riskleri ve bunların getireceği sorunları sözleşme öncesi  dile getirmiş ve paylaşmış olsalar işler çok daha rahat yürüyecektir.    
Sözleşmeleri imzalayanların özgeçmişine bakınca farklı yollardan bugünkü konumlarına geldiklerini ve ortak bir kariyer merdiveninden çıkmadıklarını rahatlıkla görürsünüz. Şahsen saha destek, üretim, ArGe, eğitim, yazılım, donanım, mali ve idari işler, sözleşmeler, proje yönetimi, pazarlama ve satış  vs şeklinde hayli farklı bir patikalarda yürüdüm. Tüm bu seyahat süresince kaldığım her hanın ayrı katkısı oldu ve sözleşmelerdeki  riskleri daha rahat görür olduysam da herhangi bir sözleşmenin risklerinin tümünü eksiksiz görebileceğimi iddia edemem. Malum atasözümüz durumu iyi açıklar “minareyi çalan kılıfını akşamdan hazırlar”. Bu da bir sözleşme yaparken ilgili tarafları her zaman aynı masa etrafına getirmeme neden olur. Eğer sözleşmenin çıktısı başarılı bir iş olması bekleniyorsa, her paydaşın beklentisini açıkça ifade etmesi ve bunu yazılı hale getirmesi gerekir. Bu belgelerde bulanık, kesin olmayan birbirleri ile çelişen maddelerin yer almaması gerekir. Özellikle tedarikçinin sözleşme uyarınca neyi, nerede, nasıl vereceğinin tüm taraflarca anlaşılmış olması gerekir. Sözleşmede taraflardan imkansızın istenmediğinden, istenenlerin makul ve zamanında yapılabilir olduğundan emin olunmalıdır. Örneğin yazılım projesinde proje başlar başlamaz %70 verimle altı ay çalışacak bir kaynak isteniyor ve bu kaynak yoksa projenin gecikeceği projenin imzalanmasından önce belli demektir.
Öte yandan idealist olmak ile gerçekçi olmak arasında fark vardır. Ticari dünya gerçek dünyadır, sınırsız hiçbir kaynak yoktur, değişmeyen değişimdir. Uzun süreli projelerde ticari dünyadaki hızlı değişim projeye de yansıyacaktır bu durumda değişiklik yönetimi önem kazanır. Tedarikçi ve müşterinin proje yöneticilerinin projenin akıbeti için hangisi daha iyi olacaksa analizlerinden sonra onu yapmalıdır.
Yukarıda da belirtildiği gibi sözleşme bir nevi sigorta poliçesi olarak kabul edilse de kimi durumlarda geçersiz bir kağıt parçasına da dönebilmektedir. Evinizin sigortalı olması evde sizin ihmaliniz yüzünden yangın çıktığında zararın sigorta şirketi tarafından tazmin edileceği anlamına gelmeyeceği gibi tedarikçinin veya müşterinin içinde bulunduğu durumdan yararlanarak kendisinden makul olmayanı isteyerek bunun üzerine kurulan sözleşmeler ciddi riskleri beraberinde getirir. Sorumluluğun sınırlandırılmış olması teknik, operasyonel ve mali riskler için dava kapısının yukarıdaki örnekte olduğu gibi hala açık olduğunun da göstergesidir. Sigortanız ne kadar iyi olursa olsun riskin oluşmaması en iyisi değil midir? Evinizin yanması karşılığında evin tüm bedelini almayı mı istersiniz yoksa evinizin hiç yanmamış olmasını mı? Bu yüzden alevde bir şey bırakmamaya, ütüyü prizde unutmamaya özen gösteririz.
Sözleşmelerin kuruluşa değer katması ancak gerçekleri yansıttığı sürece mümkündür. Projelerin zaman içinde ilerleyişini, getirdiği katma değerleri doğru ölçemeyip raporlayamıyorsak gerçek dünyadan hayli uzağız demektir.
Riskleri tartışılmış, getirisi yüksek, zaman, bütçe ve kapsamında sorunu olmayacak nice sözleşmeleriniz olsun.

21 Haziran 2020 Pazar

Sözleşmelerde "Sopa" ve "Sigorta" Kullanımı Yanlış Çalışırsa

14.02.2014 
Sözleşmelerde "Sopa" ve "Sigorta" Kullanımı Yanlış Çalışırsa

Niyete hukuki sonuç bağlandığı ticari sözleşmelerde esas olan iyi niyetin varlığıdır derler. Aşağıda BSkyB (Ingilterede faaliyette bulunan medya şirketi) ve EDS (Teksas’lı bir IT firması) nın Kasım 2000 yılında imzaladıkları IT sözleşmesinin yıllar sonra EDS’nin yüksek miktarda tazminat ödemesine neden olacak iyi niyet eksikliğinin yargıya yansıdığında sözleşmedeki sınırlı sorumluluk maddesinin nasıl geçersiz kılabildiğini bulacaksınız.
 Sözleşmeler içerdiği yaptırım gücü sayesinde bir “sopa”, sorumlulukların ve tazminatların sınırlandırılması ile yapılabilecek hatalara karşı bir “sigorta” olarak görülebilir. Müzakerelerde de yoğun tartışmaların yaşandığı konular arasında sorumlulukların sınırlandırılması ve tarafların görevlerini yerine tam getirmediğinde oluşabilecek zararların telafisi maddeleri gösterilebilir.
 Biraz daha yukarıdan bakıp, ticari organizasyonların varlığının nedeninin para kazanmak, yatırılan paranın değerini  almak olduğu görüşünden yola çıkarsak, sözleşmelerin oluşturulması sırasındaki pazarlık görüşmelerine harcanan zamanın dolayısı ile paranın yatırılmış ya da yatırılacak paranın değerini korumaya, artırmaya yönelik bir çalışma olduğunu anlarız.
İş dünyasında sözleşme görüşmelerini hukuki haklar ve sorumlulukların tartışılması olarak düşünenler olsa da özünde sözleşme hukuki geçerliliği olan ticari bir belgedir. Sözleşmenin başarısı; hukuk yolunu seçerek kazanması değil, hukuka başvurmadan ticari çıktılarını zamanında almak, yani zamanında hasat ile ölçülür. Kapsamı yanlış kurulmuş ama hukuki korumaları yerinde olan ticari bir sözleşmenin kuruluşlara zarar yazdırması aşağıdaki örnekte de görüleceği üzere gerçekleşebilir.
 İngiltere’de BSkyB vs EDS arasında Kasım 2000’de 48 milyon GBP’lik olarak imzalanmış IT sözleşmesine göre ilk faz Temmuz 2001, ikinci faz ise Mart 2002 de tamamlanacaktır.  Kısa süre sonra EDS taahhüt ettiği sistemi yetiştirememiş ve kontrat ihlaline sebep olmuştur. 2002’de BSkyB projeyi EDS den geri aldığında projedeki gecikme 12 ayı geçmiştir. BSkyB EDS’i 700 milyon GBP zararının tazmini için 2004 yılında dava etmiştir. BSkyB 265 Milyon GBP ye mal olan yeni sistemini ancak Mart 2006 da kullanmaya başlayabilmiştir.
 EDS’in satış yöneticisi Gallawoy sözleşmeyi alabilmek (belki de yıl sonu jestiyonunu garantileyebilmek) amacı ile EDS’in yapabileceklerini farklı göstermiş, gerçekten hayli uzak zamanlama vermiştir.  Galloway’in Internet ortamında eğitimlerini farklı göstermesi, daha önce kendisinin aldığı online MBA derecesini köpeği Lulu’ya da alması, projeye yeterli ve nitelikli kaynak ayırmaması, kabul edilemez gecikmeler yaşatması, iyi niyetten uzak çalışma biçimi, gereksinimleri karşılamak için yeterli çalışma başlatmaması, sürekli kendi yararına olan işlerle uğraşmasının ispatlanması davanın sonucunu hayli çarpıcı biçimde etkilemiştir.  EDS sorumluluklarına maddi sınır getirmiş olmasına karşın mahkeme vakanın sunumu ve deliller  karşısında EDS’nin yapılanlardan dolayı sınırlı sorumlu olamayacağına ve EDS’nin sözleşme ihlali nedeni ile tazminat ödemesi gerektiğine kanaat getirmiştir. 
 Hakim 468 sayfalık yazısında; EDS’in satış temsilcisinin iyi niyetten uzak tutumlarını, proje zamanlaması konusunda gerçekten uzak beyanatlarını ve ihalede en yakın rakibi PwC’nin de durumunu değerlendirince BSkYB’nin tazminat talebini haklı bulduğunu, fakat BSkyB’nin dolaylı zararı nedeni ile talep ettiği tutarı ve EDS’nin maliyetlendirme zaafı, kaynak niteliği, teknoloji yetersizliği, metodoloji eksikliği nedeniyle cezalandırılma isteğini kabul etmediğini belirtmiştir.
BSkyB-EDS sözleşmesi özünde hepimizin herhangi bir zamanda yaptığından farklı değil ama dava konusu olan sözleşmede iki madde var ki;
1.      BSkyB nin EDS den talep edebileceği tazminat 30 milyon GBP ile sınırlıdır
2.      Sözleşme başlığı altında sözleşme imza öncesi yapılan tüm pazarlıklar ve iletişim notları geçersiz olup sadece sözleşmede yazanlar sözleşmenin konusudur.
“sigorta klozu olarak okunabilecek bu sözleşme maddeleri bile EDS’yi daha sonra tazminata mahkum edilmekten kurtaramamıştır.
 Peki bu durumda EDS nin tüm sözleşme için harcadığı zaman israf mıdır? EDS’in ticari ve hukuki birimleri katma değerin ne olacağını göremedikleri için mi kuruluşu zarara uğratmışlardır? İşlerin bu şekilde sonuçlanacağını bilse Galloway şirketini gerçekten bu duruma sokmak ister miydi? BSkyB yönetimi de sonucun bu olacağını bilseydi, kendisi yaptığında çok daha uzun sürmüş proje için bu kadar az zamanda bitirilmesini ister miydi?
 Vaka aslında karmaşık ve büyük sözleşmelerde sıklıkla rastlanılan sözleşme ihlallerinde yaşanan durumları içermektedir. Sorumlulukların sınırlandırılmasını bir “sigorta” gibi görüp buna güvenerek, sınırlı sorumluluk çatısı altında projeye başlanması sonuçta tedarikçiyi koruyamamıştır.
Sözleşmelerde risk sadece bir alanda değil bir çok alanda oluşabilir ki bu bağlamdan olmak üzere her projede hukuki, mali, teknik ve operasyonel tüm risklere dikkat edilmelidir. Eğer taraflar niyetlerini daha açık ve kesin bir ifade ile belirtir, oluşabilecek riskleri ve bunların getireceği sorunları sözleşme öncesi  dile getirmiş ve paylaşmış olsalar işler çok daha rahat yürüyecektir. Şahsen saha destek ile başlayan sonrasında test, üretim, ArGe, eğitim, yazılım, donanım, mali ve idari işler, sözleşmeler, proje yönetimi, pazarlama ve satış  vs olarak görünen patikalarda yürüdüm. Tüm bu seyahat süresince kaldığım her hanın ayrı katkısı oldu ve sözleşmelerdeki  riskleri daha rahat görür olduysam da herhangi bir sözleşmenin risklerinin tümünü eksiksiz görebileceğimi iddia edemem. İşte bu yüzden ticari sözleşmeleri yapanların; satış, proje yönetimi, hukuk, finans, üretim ve saha birimlerinin temsilcileri ile beraber ortak çalışma yapmaları gerekir, aksi durumda her taraf için hüsran olabilmektedir.
Eğer sözleşmenin çıktısı başarılı bir ticari iş olarak bekleniyorsa, her paydaşın beklentisini açıkça ifade etmesi ve bunu yazılı hale getirmesi gerekir. Sözleşmelerin Suç ve Ceza gibi sayfalar doldurması değil kısa ve öz olarak oluşturulması, bulanık, kesin olmayan birbirleri ile çelişen maddelere yer vermemesi gerekir. Özellikle tedarikçinin sözleşme uyarınca neyi, nerede, nasıl vereceğinin, işler yolunda gitmeyince sorumlulukların ne olacağının tüm taraflarca anlaşılmış olması gerekir.  Sözleşmede taraflardan imkansızın istenmediğinden, istenenlerin makul ve zamanında yapılabilir olduğundan emin olunmalıdır.
 Öte yandan idealist olmak ile gerçekçi olmak arasında fark vardır. Ticari dünya gerçek dünyadır, sınırsız hiçbir kaynak yoktur, değişmeyen değişimin adıdır. Uzun süreli projelerde ticari dünyadaki hızlı değişim projeye de yansıyacaktır bu durumda değişiklik yönetimi önem kazanır. Tedarikçi ve müşterinin proje yöneticilerinin projenin akıbeti için hangisi daha iyi olacaksa analizlerinden sonra o yolda yürümelidirler.
 Yukarıda da belirtildiği gibi sözleşme bir nevi sigorta poliçesi olarak kabul edilse de kimi durumlarda geçersiz bir kağıt parçasına da dönebilmektedir. Evinizin sigortalı olması evde sizin ihmaliniz yüzünden yangın çıktığında zararın sigorta şirketi tarafından tazmin edileceği anlamına gelmeyeceği gibi tedarikçinin veya müşterinin içinde bulunduğu durumdan yararlanarak kendisinden makul olmayanı isteyerek bunun üzerine kurulan sözleşmeler ciddi riskleri beraberinde getirir. Sorumluluğun sınırlandırılmış olması teknik, operasyonel ve mali riskler için dava kapısının yukarıdaki örnekte olduğu gibi hala açık olduğunun da göstergesidir. Sigortanız ne kadar iyi olursa olsun riskin oluşmaması en iyisi değil midir? Evinizin yanması karşılığında evin tüm bedelini almayı mı istersiniz yoksa evinizin hiç yanmamış olmasını mı? Bu yüzden alevde bir şey bırakmamaya, ütüyü prizde unutmamaya özen gösteririz değil mi?
 Sözleşmelerin kuruluşa değer katması ancak gerçekleri yansıttığı sürece mümkündür. Projelerin zaman içinde ilerleyişini, getirdiği katma değerleri doğru ölçemeyip raporlayamıyorsak gerçek dünyadan hayli uzağız demektir.
 Riskleri yeterince tartışılmış, getirisi yüksek, zaman, bütçe ve kapsamında sorunu olmayacak nice sözleşmeler oluşturmanız dileği ile.

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Imza Sirkulerine Bakmadan Siparis

Imza Sirkülerine bakmadan sipariş alınırsa ne olabilir ki? 
96 senesinde bir teknoloji şirketinin yönetim kurulu toplantısında patron bana döndü ve "% kaç ile server alıyorsun" dedi. Bende 10% civarında dedim. "Bak dedi bu yeni GM olan arkadaşınız 1,5% ile Co..pak Bilgisayar alıyormuş biliyor musun?" Olabilir dedim kaç tane sipariş ettiğine bağlı uzun dönemli volume siparişi ise alabiliyordur, ama alım sonrası hizmet de buna dahil mi? Soruma cevap vermeden geçiştirdi yeni müdür. Aradan birkaç gün geçti  Co.pak Bilgisayar şirketinin Genel Müdürü beni aradı, piyasadan birbirimizi yıllardır tanırdık. Babür dedi yeni aldığınız şirketten beni aradılar 2,000 tane PC ve server istediler. Bütün holding ve bankanın PC lerini değiştiriyor muşsunuz, sen de bizi aramıyorsun başkalarından haber alıyoruz, neden beni aramadın ki? 1,5% ile donanım siparişi verdiler ama bugüne kadar 100 tane bile almadınız ne zaman alacaksınız? Şaşırmıştım, benim öyle bir planım yoktu. Haberim olmadan patron bir anlaşma yapmış olmalıydı. Daha sonra arayayım sizi dedim ve kapattım. Ben patronu arayıp konuşayım diye düşünürken. Yeni şirketin GMi aradı aman dedi "ben C bilgisayar şirketini aradım. Geçen gün senin de olduğun YK toplantısında söylediğim gibi 1,5% ile 10 tane server aldım ama 1000+ alacağımı söylemiştim. Gerisi yok şimdi "onun k.çına kaçtı, çıkartmaya çalışıyordur, seni ararsa alacağız deyip oyala" Biraz kızmıştım bunca yıldır pazarda bilinen adımı kirletemezdim. Bak dedim ben öyle oyun filan oynamam bugüne kadar ne dediysem onun arkasında durdum. Tekrar ararsa benim ihtiyacım olmadığını sorunu seninle çözmesini söylerim. Gerçekten bir hafta sonra aradı C. Bilgisayar şirketinin Genel Müdürü. Ne oldu öğrendin mi dedi. Ben de halen server değişimi için planımız olmadığını yeni satın alınması yapılmakta olan şirkete alımı o konuştuğu kişinin yapabileceğini, holding çatısı altına girdikten sonra benimle konuşmasını salık verdim. Tabi ki o sipariş hiç bir zaman gerçekleşmedi, ondan sonra bu ikili görüşmeye devam ettiler mi bilmiyorum ama C. Bilgisayar şirketinin GM i hala arkadaşımdır ve görüşürüz.

Siz siz olun hiç bir siparişi sözle almayın. Yazılı siparişlerin ekinde imzalayanın şirketi ne kadar borçlandırabileceğini  görmek için güncel imza sirkülerini mutlaka isteyin.

9 Mayıs 2020 Cumartesi

Corona ve Mucbir Sebep

Mücbir Sebep ve Ödeme Güçlüğü

Corana Pandemi ilanı sonrası kimileri gelirimiz kesildi deyip kira ödemelerini askıya almak istedi, kimileri çalışanlarını ücretsiz izine çıkartırttı, kimileri işçi çıkarttı, kimileri işyerine çalışan gönderemedi, hakedişler aksadı. Oysa hepsinin sözleşmesi vardı. Bu sözleşmelerin birçoğunda bulunan force major tanımında ise salgından bahsedilmediği ortaya çıktı. Bu yüzden tahkim ve hukuk mahkemelerine davalar yağmaya başlayacak.

Taahüt işlerine giren birey ve kurumlarımız oluşturdukları sözleşmelerde aşağıdaki gibi mücbir sebep tanımlarını yapmış olsalardı hayatları daha kolay olacaktı.

Mücbir Sebeplerin Tanımlandığı Farklı Sözleşmeler:

Sözleşme I:
Mücbir Sebepler:
a)    Donanım ve sistemlerin kurulu bulunduğu ülkede deprem, grev, kötü hava koşulları, salgın hastalıklar, ilan edilmiş olsun ya da olmasın savaş, ambargo, ayaklanma, isyan, doğal afetler ve hükümet kararları sözleşme koşullarını doğrudan etkilediği ölçüde mücbir sebeptir. Sözleşme kapsamında dolaylı yükümlülüğü olan üreticinin iflası ya da faaliyetlerini devam ettirememesi de mücbir sebep sayılmaktadır.
b)   Mücbir sebep süresinde, tarafların sorumluluk ve vazifeleri askıya alınacak ve bu süre içinde anlaşma hükümlerinin yerine getirilememesi nedeniyle herhangi bir yaptırım uygulanmayacak veya her iki taraf zararların tazminini talep etmeyecektir. Bu mücbir sebepten etkilenen destek ve ödeme koşulları mücbir sebeplerin koşullarına göre uyarlanacaktır. Bu mücbir sebep durumu üç (3) aydan fazla sürer ise, taraflar bu sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olacaktır.


Sözleşme II.
Mücbir Sebepler:

Taraflardan birinin bu Sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ifa etmesi T.C. Borçlar Kanunu madde 117 kapsamında deprem, grev, kötü hava koşulları, salgın hastalıklar, ilan edilmiş olsun ya da olmasın savaş, ambargo, ayaklanma, isyan, doğal afetler ve hükümet kararları emirleri veya kısıtlamaları ya da kendi kontrolü dışında olan ve ihmalinden kaynaklanmayan başka benzeri sebeplerle ("Mücbir Sebepler") imkânsız olduğu veya geciktiği takdirde o taraf bundan sorumlu tutulmayacaktır; ancak şu şartla ki, yükümlülüğünü bu sebeple ifa edemeyen tarafın durumu diğer tarafa derhal bildirmesi ve yükümlülüğünü ifa etmek için elinden gelen her türlü çabayı göstermesi gerekir. Bir Mücbir Sebep olayı otuz (30) günden fazla sürdüğü takdirde, diğer taraf mücbir sebep nedeniyle edimlerini ifa edemeyen tarafa göndereceği yazılı bir ihbarla bu Sözleşmeyi feshedebilir. Ancak böyle bir fesih Tedarikçinin’nin Müşteriye’ya karşı işbu Sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerine halel getirmez.

Ref: BT Sözleşmeleri - Zafer Babür Seçkin Yayınevi, ISBN 978-975-02-4893-1



4 Şubat 2020 Salı

BT Alim Satim ve Kiralama Sozlesmelerinde Kilit Noktalar

BT Sözleşmeleri  Donanım Yazılım Lisans ve Hizmet
Alım, Satım ve Kiralamasında Dikkat Edilecek Başlıklar
https://www.seckin.com.tr/kitap/392678863
Her ne kadar sözleşmelerin genelinde; kim, neyi, nerede, ne zaman, ne için, nasıl, kaça yapacak ve işler ters gittiğinde neler olabileceği açıklanmaya çalışılsa da kimi sözleşmelerde daha da detaya girilip neler yapılmayacak, muayene ve kabul süreci nasıl işleyecek, muayene ve kabul komisyonu kabul vermezse ne olacak vb. maddeleri sırayla yer alsa da donanım veya yazılım özelinde kira/satış görüşmeleri de, sözleşmeleri de, özel şartları (hususi şartlar) da, ve yaptırımları da (şart-ı ceza) birbirlerinden farklıdır. Nasıl ki ölçülebilen geliştirilebilirse aynı şekilde ölçülebilen mükafatlandırılabilir veya cezalandırılabilir. Doğru değişkenleri doğru duyarlılıkta ölçümlerseniz yararı vardır, aksi takdirde ölçümlerin ve cezaların kimseye yararı yoktur.


Özellikle BT diğer sektörlere göre genç bir sektör olduğundan, detayları da pek fazla anlaşılamadığından eksik veya hatalı sözleşmeler, hem satıcıya hem de alıcıya hoş olmayan sürprizler yaşatabilir. Sürprizlerin azaltılmasının yolu ise kontrat görüşmelerinin o işin niteliğine uygun bir şablon dahilinde gerçekleştirilmesi, yazılı hale getirilmesi, işin devamı süresince kontrollerin düzenli yapılıp, geçerli kayıtların oluşturulması ve bitiminde de tarafların birbirlerini ibra etmeleri ile sorumluluklarının sonlandırılmasından geçer.


Sözleşme görüşmeleri başlamadan tarafların imzaladıkları Gizlilik Sözleşmesi (“Non-Disclosure Agreement”) daha sonra ana sözleşmenin bir parçası haline getirilmelidir. Görüşmelerde tarafların kurumlarını ne dereceye kadar temsil etmeye yetkisi olduğu teyit edilmeli, imza aşamasına gelindiğinde ise resmi onaylı belgeler sözleşme dosyasında yerini almalıdır. Tarafların işi alabilmek ya da yaptırtabilmek dürtüsü ile aldatıcı ya da eksik bilgi, korku ve tehdit gibi unsurları kullanmaları, kusurlu davranıştan doğan sorumluluk (“Cupla in Contrahendo”) kapsamında taraflara yaptırımlar getirebilecektir..


Sözleşmelerin dilinin ağır ve süslü olmasına da gerek yoktur. Ağır hukuk Türkçesini günümüz Türkçesine çevirebilirsiniz. Uzun uzun cümleler yerine kısa ve öz cümleler kurabilirsiniz. Sözleşmelerde daha sonra kavram kargaşasına düşmemek için sözleşmelerin içinde tanımlamaları, kısaltmaları açıklayan sözlük bulundurun, mümkün olduğunca sözleşmelerinizi güncel Türkçe kullanarak oluşturun.Satıcı firma Türkiye’de yerleşik bir firma ise Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre sözleşmelerinizi Türkçe yapmanız zorunludur. Görüşmelerinizin – ses vegörüntü kaydını, taraflardan önceden izin almak şartıyla gerçekleştirebilirsiniz. Her toplantı sonrasında, katılımcıları, görüşülen konuları, alınan kararları ve terminleri içeren görüşme notlarını ilgili tarafların mutabakatını aldıktan sonra taraflarla paylaşın.


Sözleşme süresince elinizdeki yaptırım güçleri sırasıyla ödemeler, geçmiş müzakere notları ve tutanaklar, görüşmeler, varsa arabulucu aşaması, ve son olarak mahkemelerdir. Proje süresince, gördüğünüz eksiklikleri anında mahkemede delil olarak sunulabilecek ve bir iz bırakacak şekilde karşı tarafa bildirin ve kontrat maddelerinde belirtildiği üzere hareket edin. Sözleşme her iki tarafı da sorumlu tutar. İhlallerin şahitli olarak diğer tarafa bildirilmesi sonuç almayı hızlandıracaktır.


Tüm işlerde olduğu gibi sözleşmelerde de asıl olan İYİ NİYET in varlığıdır.